Selanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Selanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2012 Çarşamba

Aristoteles Meydanı

 

ARİSTOTELES MEYDANI(Aristoteles square)

  

    Aristoteles Meydanı  Selanik'in ana meydanıdır ve şehir merkezinde Nikis Bulvarı (şehrin kıyısında) üzerinde yer almaktadır. 1918 yılında Fransız mimar Ernest Hébrard tarafından dizayn edilmiştir, ama meydanın büyük kısmı  1950'lerde inşa edilmiştir.Meydanı çevreleyen birçok bina yenilenmiştir ve kuzey kısmı büyük oranda 2000'li yıllarda restore edilmiştir.
Aristoteles Meydanı'nı oluşturan on iki bina 1950 yılından beri Yunanistan Cumhuriyeti binaları listesindedir.

     Aristoteles Meydanının tarihi Selanik şehrinin üçte ikisi tahrip eden 1917 Büyük Yangın ile başlar.  1917'deki Büyük Yangından önce, kentin mimarisi Avrupa'da 'temel' olarak kabul edilen unsurlardan yoksundu.1917 öncesinde Selanikte meydanların yokluğunda;  Ernest Hébrard  Megalou Alexandrou Meydanı ("Büyük İskender Meydanı"), şimdi ki Aristotelous Meydanı gibi şehrin büyük meydanları için bir dizi öneride bulundu.
   Selanik için yaptığı planında Hébrard kentin 1917 öncesindeki eksik mimari unsurları uygulamıştır: heybetli cepheler , anıtsal eksen ve Bizans İmparatorluğu ile şehrin bağlantısını vurgulamak için mimar Bizans ve Batı mimarisinin elemanlarını kullanmıştır.Ayrıca Büyük İskender'in bir heykeli meydanın ortasında yer almıştır.
  Bugün, Aristotelous Meydanı tüm Yunanistan'ın en ünlü yerlerinden biridir ve şehrin sosyopolitik yaşamında önemli bir rol oynar. Selanik şehir ile neredeyse eş anlamlıdır . Çok sayıda miting ve siyasi konuşmalar Aristoteles Meydanı'nda organize edilir. Ayrıca meydan  festivaller ve yıllık Noel ve karnaval kutlamaları gibi birçok kültürel etkinlikler için de kullanılmaktadır. Kent için önemli bir turistik alan ve meydanın çevresindeki çok sayıda kafe ve barlar ile genç nesiller için popüler bir mekandır.

   Meydanın solunda Selanik'te ki  en iyi beş yıldızlı otellerinden biri olan Electra Palace Hotel  ve  sağında ise ünlü sinema Olympion bulunmaktadır. Ayrıca aynı adı taşıyan oldukça popüler bir bara ev sahipliği yapmaktadır.
  Aristoteles meydanı  ziyaret eden her yaşta, her kesimden, herkesiz kendine hitap edecek her şeyi bulabileceği bir meydandır. Kafeler, alışveriş yerleri, barlar, kitapçılar, bankalar, oteller v.s. hepsini meydan etrafında bulmak mümkündür. Meydan gece ise ayrı bir güzelliğe bürünür.







15 Nisan 2012 Pazar

Selanik Bizans Müzesi

 Selanik Bizans Müzesi
      Selanik Bizans kültür müzesi Stratou, Üç Eylül ve Manoli Andronikou caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunmaktadır. Müze 11.500 metrekarelik alanda ve modern bir binada iskan etmektedir. Yapımına 1989 yılında başlanılmış ve 1993 yılında tamamlanmıştır. Binanın mimari projesi mimar Kuriakou Krokou’ ya aittir. Bina sabit ve basit mimariye sahip olup, bir yandan Yunan geleneksel mimari özelliklerini taşırken diger yandan da modern mimarinin özelliklerini taşımaktadır. Yunanistan’da son yıllarda yapılan en iyi mimariye sahip olam kamu binası olarak ilk sıradaki yerini almıştır. Daimi sergi salonlarının yanı sıra, bünyesinde özerk, dönemsel sergilere ev sahipliği yapabilecek bölümlere, küçük amfiler, kafeterya – restorant, hediyelik eşya satış mağazası, geniş, ferah ve tarihi eserleri korumak amacıyla geniş kapsamlı, iyi organize ve tam donanımlı bakım atölyeleri barındırmaktadır. Ayrıca büyük, özerk ve geniş fonsiyonlu depolama salonlarına sahiptir. 2005 yılında müze kültürel miras alanında Avrupa Konseyi onur ödülüne layık görülmüştür.

   Müze kapsamında bulunan on bir daimi sergi salonlarında yaklaşık 2.900 adet değişik kategorilerde eserler bulunmaktadır: resimler, duvar resimleri, mozaikler, mimari heykeller, yazıtlar, mutfak eşyaları, sikke, takı, tekstil, giyim, baskılar, el yazmaları, basılı kitaplar ve hatta dağınık mezarlar mevcuttur. Müzede bulunan materyallerin çoğu kuzey Yunanistan, Makedonya ve tabiki Bizans İmparatorluğu’nun İstanbul’dan sonra en önemli şehri olan Selanik çevresinde bulunmuş eserlerdir. Müzede sergilenen eserler hem Bizans dönemini temsil etmekte yani (İsa’dan sonra 4. yüzyıl – 1453) hemde Bizans İmparatorluğu’nun Osmanlı tarafından (1453 – 19.yüzyıl) yıkılışından sonraki döneme aittir. 

     Müzedeki koleksiyonlar anlaşılır bir şekilde görüntülenmekte, müze koleksiyonları ile sanatsal ve entelektüel üretim oluşturulması, kamu ve özel yaşam, din dahil olmak üzere çeşitli yönleri ile, ilk, orta Bizans kültürünün yönlerini ve belirtilerini ve Bizans sonrası dönemde ki ideoloji, politik ve sosyal organizasyonu sergilemektedir.

    

  Müze belirli periyotlarda önemli sergilere ev sahipliği yapmakta, çok yönlü falliyetler yürütmekte, eğitim, bilgilendirme programları, bilimsel seminerler konferanslar, yayınlar ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlemektedir.

    Bizans Kültür Müzesi,Arkeoloji müzesinin hemen arkasında fuar alanın denize doğru aşağı tarafında bulunmaktadır.


Selanik Arkeoloji Müzesi

Selanik Arkeoloji Müzesi

    Selanik Arkeoloji Müzesi Stratou, Üç Eylül ve Manoli Andronikou caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunmaktadır. 1962 yılında hizmete girmiştir ve binanın mimari planı mimar Patroklo Karantino tarafından yapılmıştır. Bu yapı Yunan modern mimari akımının bir parçası kabul edilerek koruma altına alınmasına karar verilmiştir. Uzun çalışmalar ve kökten değişikliklerin ardından, müzenin gelen ziyaretçilerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde 2006 yılında hazır hale getirilmiştir. Müzenin yerleşme yerleri genişletilmiştir, depolama yerleri, bakım koruma ve yönetim yeniden yapılandırılmış, eski kalıntılar günümüzün yeni müze anlayışına ve bakış açısına uygun olarak tasarlanıp yeniden sergilenmesi sağlanmıştır. Müze günümüzde sürekli ve kalıcı sergi salonunun dışında, dönemsel, geçici sergilere ev sahipliği yapmakta, çok yanlı yada katlı salonları bünyesinde barındırmakta, dönem dönem eğitim programları düzenlemektedir.

    Selanik arkeoloji müzesinde Selanik ve Selanik çevresinde yapılan kazılarda elde edilen tarihi eserler sergilenmektedir. Müzede sergilenen bulgular bizlere Makedonya kültürünü tarih öncesi çağlardan antik çağa kadar olan bölümünü sunmaktadır.  Müzede sergilenen sergiler altı ayrı kategoride toplanmakta olup şu karekteristik özelliklere sahiptir. «Tarih öncesi Makedonya», «Şehirlerin doğuşuna doğru», «Makedonya, yedinci yüzyıldan yani İsa’dan sonraki dönemden antik çağa kadar», «Selanik,  Makedonyanın Merkezi», «Makedonların altınları», «Alan, Ev, Bahçe ve yerleşim». Müzede dönemsel dönemlerde büyük sergilere ve aynı zamanda iki ile beş arası küçük sergiler ev sahipliği yapabilmektedir. Müzenin falliyetleri arasında eğitim programları, atölye çalışmaları, bilimsel konferanslar, seminerler, konuşmalar ve eğlence gösterileri vardır. 

            Arkeoloji müzesi,Çimiski caddesi üzerinde,fuar alanın aşağısında bulunmaktadır.Fuar alanında denize doğru aşağıya yürüyerek kolayca ulaşabilirsiniz.



Bizans Hamamı(Loutro)







Bizans  Hamamı(Loutro)

      Selanik şehrinin üst kısmında, Theotoku, Krispu, Filoktitοu ve Hrisostomοu sokaklarının arasında bulunan küçük bir blogda 13. yüzyılın sonunda ve 14. yüzyılın başında yapıldığı tahmin edilen halk hamamıdır. Bizans döneminde bu çeşit yapılar şehirde çok olmuş olsa da, sadece günümüze kadar yıkılmadan kalmış değil hiç zarar görmeden korunmuş olan tek örnek bu dur. Hatta Yunanistan genelinde az bulunan Bizans hamamlarından bir tanesidir. Osmanlı egemenliği esnasında terk edilmemiş, aksine açık kalmış ve «Kule Kafe Hamamı» adıyla tanınmıştır (bulunduğu mahallenin adı böyleydi), fakat  yedi yüzyıl kullanıldıktan sonra 1940 yılında kapatılmıştır.
 
      Selanik Bizans Hamamı kare şeklinde ve üç ana bölümden oluşuyor. Bu üç bölmeden her biri iki daireye ayrılıyor. Birincisi soğuk (frigidarium) binanın girişiydi ve odaları, soyunma odaları olarak kullanılıyordu. Dar ve alçak kapılardan ikinci, ılık (tepidarium) bölüme geçiliyordu. Bunun odalarında sıcaklık orta derecelerdeydi, burada banyo için hazırlık yapılıyordu. Üçüncü, sıcak bölüm (caldarium) asıl banyo odasıydı. Odaların yer döşemelerinin altında sıcak su dolaşıyordu ve kısa sütunlardan oluşan küçük bodrum katında ısınma için sıcak hava dolaşıyordu. Sıcak odalardan birinin çok alçak kubbesi vardı, diğerinin ise yarım daire çatısı. Binanın kuzey kısmında bir çesme ve bunun altında suyu ısıtan bir ateş ocağı vardı. Daha sonra bu su topraktan yapılmış borularla hamamın içine götürülüyordu.

    Selanik Bizans Hamamı uzun yıllar kullanımı esnasında bazı zararlar gördü ve zamanla yapılan eklerle değişti. Ayrıca, önceleri basit olmasına rağmen (yani sadece erkekler veya sadece kadınlar için), Osmanlı egemenliği yıllarında çift kullanımlı hal aldı ve her iki cins de kullanabiliyordu. Yakın zamanda 9. Bizans Eserleri Müşavirliği tarafından onarımı başlamıştır. Şehirdeki turistik gezilerin bir parçası haline getirilmesi amaçlanmaktadır.

   Atatürk'ün evinin üst tarafındaki caddenin devamında,Alaca İmaret Camii'nin yakınında bulunmaktadır.





Galerius Sarayı(Anaktoro Galeriou)

Galerius Sarayı

      Gaius Galerius Valerius Maksimianus kısacası Galerius M.S. yaklaşık 250 yılında Sardika yakınlarında günümüz Sofya Bulgaristan’ında doğdu. Ailesi çiftçiydi, kendisi de gençlik yıllarında  çobandı. Cesaret ve yetenekleri sayesinde Roma ordusunda ilerledi ve doğduğu alt tabakadan ayrıldı ve Roma ordusunda üst rütbelere ulaştı. 3. yüzyılın sonunda imparator Dioklitianos büyük bir değişim yaptı. Roma İmparatorluğunun yönetimini ortak yöneten dört lidere verdi fakat her bir dört lider ayrı coğrafi bölgelerdeydiler (tetrarşi olarak bilinir). Bu dört parçadan bir tanesinin, Balkan yarımadasının yönetimi de Galeriusa verildi.

   



  299 yılında Galerius Perslere karşı kazandığı son zaferde sonra yerleşmek için Selanik'i seçti. Bu Roma şehrinin güney doğu bölgesinde 150.000 metre karelik Rotonda’dan denize, doğu tarafından Aya Soyfa kilisesine kadar uzanan çok büyük bir arazide gösterişli bir saray bloğu inşaa etti. Burada sadece saray görevlileri ve uşakları kalmıyordu, şehrin türlü hizmet binaları ve tapınakları da yer alıyordu.

    Ana saray günümüz Navarinοu meydanı ve Dimitrious Gounaris sokağı arasında bulunuyordu. Denize karşı inşaa edilmiş ve günümüzde toprak altında kalmış olan birçok binadan oluşuyordu. Kral dairesinin günümüze dek ayakta kalmayı başarmış bazı parçaları kötü durumda olsalar da, zamanında bu yapıların ne kadar gösterişli olduğunu anlatmaya yeterli: daire ve odalar, kemerli büyük bir daire, hamamlar, dıştan sekiz çaplı içten ise yedi kubbeli bir bina. Yer mozaikleri kalıntıları, mermer döşemeler sarayın ne kadar parlak, zengin ve gösterişli olduğunu gösteriyolar. Bugün, kazı, kurtarma ve onarım çalışmalarıyla bu harika eserlerin bir kısmı gün ışığına çıkarmayı başarmıştır.

  Galerius sarayı kalıntıları Kamaranın hemen aşağısında araç trafiğine kapalı olan Navarinou yürüyüş yolundadır. Bu tarihi bölgeye ulaşmak için Kamara'dan Egnatia caddesini geçerek aşağıya denize doğru yürümeniz yeterlidir. Bu tarihi alan açık müze şeklindedir,ücretli olarak içine girip gezebileceğiniz gibi,yukarıdanda bakıp,inceleyebilirsiniz.











Yahudi hamamı


Yahudi Hamamı

     Yahudi Hamamı Selanik'in güney batısında ki Kral Herakliou ve Komninon kavşağında bulunmaktadır. Bilinen büyük bir Osmanlı hamamıdır. Bugün bölge Çiçekçiler ismiyle de anılmaktadır ve 1951 yılından beri bölgede çiçekçi dükkanları faaliyet göstermektedir. Türkçe belgelere göre yapı bir çok değişik isimle anılmıştır. Örneğin, «Halil Ağa Hamamı, Pazar-ı Kebir Hamamı, Pazar Hamamı, Kadınlar Hamamı». Yapı esasen Yahudi Hamamı olarak anılmaktadır. Çünkü yapı Yahudilerin çok yoğun olarak yaşadığı bir mahallede yapılmıştır.

      Bütün veriler, gerek inşaat, gerek tipolojik ve gerek morfolojik, bize yapının 16. yüzyılın ilk çeyreğinde yapıldığını işaret etmektedir. Hamam, 750 metre karelik bir alanı kaplamaktadır, iki bölümden oluşmaktadır yani her iki cinsiyet tarafından da kullanılmaktaydı. Her bölüm kare şeklinde büyükçe bir salondan oluşmakta, her biri büyük bir yarım küre kubbe ile örtülüdür ve küçük bölmelerden oluşmaktadır. Her biri ayrı ayrı bölmelere ev sahipliği yapmaktadır. Hamamın her iki bölümüde tipik şekilde biçimlendirilmiş olup (soğuk, ılık ve sıcak su) ve hipokaust* sistemi mevcuttu. Ayrıca hamamın içinde yardımcı odaları, tuvaletler mevcuttu. 
    Hamam’ın arka tarafında bir su deposu ve suyu ısıtmak için ateş yakıldığı bir yer vardı. Bütün yapı taştan ve tuğladan yapılmış, dış duvarlar özellikle öncelikli olmak üzere ve Bizans emaye işi kagır taklitiyle inşa edilmiştir. Anıt’ın iç kısmı zengin dekore edilmiş: kubbelerin çatıları güçlü sıva ile kabartmalı desenler ve bunların ortasında kubbeyi aydınlatmak için  sekizgen yada asreroitler kullanılmıştır. Duvarların yüzeyinde doğal çiçek motifleri yer almaktadır.


Hipokaust: Romalıların MS. 1. yüzyılda kurdukları merkezi ısıtma sistemidir. Bu sistem bir yapının zeminine inşa edilen bir fırınla işlemekteydi. Fırının ürettiği sıcak hava sütunlardan oluşmuş "hipokaust" adlı kanallardan geçiyor ve buradan da bir bacayla evin duvarlarına veriliyordu. Genel olarak halka açık hamamların ısıtılmasında kullanılsa da soğuk aylarda evlerin ısıtılmasında da kullanılmıştır. Bu Roma icadı 5.yüzyılda Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Batı'da unutulmuştur.

Bezesten

Bezesten

    Bezesten, Selanik merkezi pazarının bulunduğu Benizelous ve Solomou caddelerinin kesiştiği noktalarının köşesinde Selanik’in merkezinde bulunmaktadır. Selanikte kalan en önemli Osmanlı yapılarındandır. Bezesten şu anlama gelmektedir: «Kumaşların yada bezlerin pazarı», bu nedenle bölgede bulunan yapılar genellikle pahalı ve çok lüks kumaşların satıldığı bir ticaret merkeziydi. Ayrıca ipek kumaşlarının ve diğer eşyaların ticaretinin yapıldığı bir bölgeydi. Ayrıca bu bölgede malların kalite kontrolu yapılıyor ve paraların karşılıklı eşit değerleri saptanıyordu. 
   
     Bezestenin 15. yüzyılda inşa edilmiş yani Osmanlının klasik çağ mimarilerindendir.Bazılarına göre Sultan ikinci Mehmet tarafından 1455-1459 yıllarında yapılmış; bazılarına göre ise ikinci Beyazıt tarafından 15. yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. 1978 Selanik depreminden sonra kubbe kısmında yapılan restorasyon çalışmaları esnasında Türkçe, Yunanca, Fransızca ve Slavca dillerinde yazılı oymalara rastlanmıştır. Bu da bizlere şunu göstermekte yani o dönemde bölgede yapılan kapalı çarşının inşasında bir çok inşaat ustalarının çalışmıştır. Günümüzde sergi salonu olarak kullanılmaktadır.
      
     Bir dikdörtgen yapı olup dört giriş kapısına sahiptir yani yapının her köşesinde bir giriş kapısı mevcuttur. Yapının üzeri kurşundan yapılmış iki sıralı şekilde kubbelerle kaplıdır. Binanın iç kısmında altmış dokuz küçük boyda dükkan ve dış kısmında tahtadan yapıldığı tahmin edilen kırk dört dükkan mevcuttu. Şu anda binanın çevresinde bulunan dükkanlar 20. yüzyılın eklemeleri olup 1917 Selanik yangından sonra yapılmış yapılardır.

Aziz Dimitrios Kilisesi(Agios Dimitrios Kilisesi)

Aziz Dimitrios Kilisesi(Agios Dimitrios Kilisesi)

     Aziz Dimitrios kilisesi Selanik’in merkezinde, aynı ismi taşıyan caddenin üzerinde bulunur ve Selanik'te ki en önemli kiliselerden bir tanesidir.Türkiye Başkonsolosluğuyla(Atatürk'ün Evi) aynı cadde üzerinde,caddenin başındadır. 

    Selanik aristokrasisinden Dimitrios bilinen bir Roma vatandaşı ve Roma ordu subayıydı. Hristiyanlığı kabul etti ve dini faaliyetlerde bulundu. M.S.303 yılında tutuklandı,bir halk hamamının alt katına hapsedildi ve orada boynu vuruldu. Sonrasında, hristiyanlar şehidin bedenini öldürüldüğü yere gömdüler.
Geleneklere göre şehidin öldürüldüğü yere 4. yüzyılda küçük bir tapınak yapıldı. Bu küçük tapınağın yerine 413 yılında İllirikos lideri Leontios’un emriyle güzel bir bazilika yapıldı. Bu kilise 7.yüzyılda bir yangında yok oldu fakat kısa sürede yerine yenisi yapıldı. Daha sonraki yıllarda kilise zararlar gördü, işgallere uğradı, hasarlar gördü ve Osmanlı egemenliğinde camiye dönüştürüldü ve müslümanların hizmetine sunuldu  ve cami olarak kullanıldı.
   
     1917 yılında bu tarihi kilise Selanik’in büyük kısmını yok eden yangında tamamıyla yandı. Yanmış olan bina daha sonraki yıllarda onarıldı ve 1949 yılında tekrar hristiyanların ibadetine açıldı ve o günden itibaren kilise olarak kullanılmaktadır. 1988 yılında UNESCO dünya kültür mirası olarak ilan edildi.

     Aziz Dimitrios kilisesi çok büyük ve yüksektir (43.58m boy, 33m en). Beş kubbeli ahşap tavanlı bazilikadır. Doğu kısmında ayrı bir kubbe oluşturulmuştur. Bu son kubbenin altında günümüzde müze olarak kullanılan, bodrum katındaki ibadet alanı bulunur. Bu kilise simmetrisi, çok çeşitliliği,gösterişi ve kudretiyle ünlüdür. Akıllıca ayarlanmış orantılar, boyunun belirginleştirmesi, sütunları, bazı özelliklerinin daha belirgin yapılması, pencereleri, ışıklandırması, harem odalarındaki mermer süsler bu binanın bazı morfolojik özellikleridir. 1917 yılındaki yangında yok olmayan mozaik süslemeler ve duvar resimleri 5. yüzyıl ve 15. yüzyıl arasında adı bilinmeyen zengin kişiler tarafından yapılmış bağışlardır, bizans resim sanatının eşsiz örneklerinden olup ve görülmeye değer bir kilisedir.

Kamara (Galerius Kemeri)

Kamara (Galerius Kemeri)

     Selanik’in en çok bilinen ve birçok yerli ve yabancının buluşma noktası olan Kamara; Dimitriou Gounari ve Egnatia yollarının kesiştiği noktada bulunmaktadır. M.S. 3. yüzyılın sonunda ve 4.yüzyılın başında, Roma İmparatorluğunun dört büyük liderinden biri olan ve Balkan Yarımadasının Yöneticisi olan ve 299 yılında Selanik’i bu bölgenin başkenti yapan, Sezar Galerious’u onurlandırmak için yapılmıştır bu kemer.
 
     Kamara’nın ilk hali çatı olan dikdörtgen bir binaydı. Birbirine paralel ve aralarında mesafe 9m olan iki duvardan oluşuyordu ( 37m boyu ve 3.8m eni). Her bir duvarın üç tane kemerli geçidi vardı: ortada bir büyük (9.7m genişliği ve 12.5m yüksekliği) ve yanlarda iki küçük (4.85m genişliği ve 6.5m yüksekliği). Böylece her duvardan pasajlar oluşuyordu. Bunlardan ortadakiler ana pasajlar, yandakiler ise ikinci pasajlardı. Kamara, antik çağda tek başına bağımsız bir bina değildi, bu Roma İmparatorluğu şehrinin güney doğu tarafında ki büyük Galerious sarayının bir parçasıydı. Mimarı olarak tasarlanma şekline bakarsak iki önemli yolun geçtiği noktada bulunuyordu ve buralarda pasajları vardı. Selanik’in içinden; başından sonuna yatay şekilde geçen ve en önemli yollardan birisi olan via Regia’nın ve kral dairesini Rotonda ile bağlayan şehrin içinden dikey şekilde geçen bir yolla.

   Günümüzde Kamara’nın bir bölümü hala yıkılmamıştır. İki paralel duvardan birisi tamamen yok olmuş, batı duvarının ise üçte ikisi hala ayaktadır (yan taraf duvarlarından kuzey ve ortadaki), pasajlardan ise dört taneden üç tanesi hala yerindedir (iki ana pasaj ve ikinci pasajlardan bir tanesi). Duvarlarda; günümüze kalan yok olmadan gelmeyi başarmış mermer oyma yazıtlar vardır. Bunların çoğu 297’de Galerious’un Perslere karşı kazandığı zaferleri anlatmaktadır. Bu resimler geç antik çağ örneklerindendir, ardı ardına hikayeler, gösterirler, şekil ve hikayelerde yoğunluk vardır. 

10 Nisan 2012 Salı

ATATÜRK'ÜN EVİ

 

SELANİK ATATÜRK EVİ

      Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu, Türk Ulusu’nun ebedi önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1881 yılında Selanik’te doğduğu Ev, Başkonsolosluğumuzun bahçesi içinde yer almaktadır
     Atatürk'ün doğduğu, çocukluk ve gençlik günlerinin bir kısmını geçirdiği, memleketin hür bir idare rejimine kavuşması için arkadaşları ile birlikte karar verdiği tarihi ev bugün (Atatürk Evi) adıyla müze olarak tanzim edilmiş ve ziyarete açılmıştır.
    Selanik arşiv belgelerinden edinilen bilgilere göre, şimdi müze olan Atatürk Evi, 1870 yılından önce Rodoslu müderris Hacı Mehmed tarafından yaptırılmış olup önce İbrahim Zühdü adlı birisine, daha sonra da yine Selanik halkından Abdullah Ağa ve Eşi Ümmü Gülsüm'e satılmıştır. Bu kayıtlardan anlaşıldığına göre Ev, Atatürk'ün babası Ali Rıza efendi tarafından inşa ettirilmemiş, sahiplerinden kiralanmıştır. 
      Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi, bir süre Selanik Evkaf katipliğinde bulunmuş, gümrük memurluğu yapmış, 1876 yılında da Selanik "Asakir-i milliye taburunda birinci mülazım olarak görev almış, daha sonra serbest ticaret hayatına atılmıştır. 
      Selanik'in tanınmış ailelerinden Sarıgüllü Hacı Sofulardan Feyzullah Ağa'nın kızı Zübeyde Hanım'la 1878 yıllarına doğru evlenen Ali Rıza Efendi, Koca Kasım Paşa mahallesindeki aslı vakıf olan şimdiki evi sahiplerinden kiralamış eşi ile birlikte bu eve taşınmışlardır. Ev o zamanlar, etrafı yüksek duvarlarla çevrili olup, harem ve selamlığı olan üç katlı tapu kayıtlarına göre klasik, çıkartmalı bir evdi.Dış yüzü sıva üzerine pembe boyalı olup alt pencerelerine emir, üst pencerelerine de ahşap kafesler yapılmıştır. Atatürk 1881 yılında bu evin ikinci katındaki sol tarafa düşen ocaklı odada doğmuştu. Ali Rıza Efendi'nin 1888 yılında ölümünden sonra, genç yaşında dul kalan Zübeyde Hanım, oğlu küçük Mustafa (Atatürk) kızları Naciye ve Makbule, ile biraz da geçim masraflarını hafifletmek üzere, bu pembe evden taşınmışlar, yanındaki daha küçük bir eve nakletmişlerdir.Zaman zaman, çocukları ile birlikte kardeşi Hüseyin Ağa'nın çiftliğine giden Zübeyde Hanım bu sırada Atatürk'ün ifadesiyle, iyi kalpli bir insan olan Ragıp Bey'le, bu küçük evde evlenmişlerdi. Atatürk, babasının sağlığında, kısa bir süre devam ettiği Şemsi efendi mahalle okuluna Pembe evde başlamış, babasının ölümünden sonra, önce Selanik Mülkiye Rüşdiyesi'ne kaydolmuşken, sonra buradan ayrılarak 1893 yılında Selanik Askeri Rüşdiyesi'ne geçmiştir. 1896 yılında Manastır Askeri İdadisi'ne 1899 yılında da İstanbul'daki Harp Okulu'na başladıktan sonra, tatillerinde Selanik'e gelen Atatürk yine annesi ve kardeşleriyle bu küçük evde oturmuşlardır.



         Atatürk, 1902 yılında Harp okulunu da bitirmiş, Kurmay sınıfına başlayarak 1905 yılı başlarında Kurmay Yüzbaşı olmuştur. Bu tarihten İkinci Meşrutiyetin ilan edildiği 1908 yılına kadar Atatürk, vatan hizmetinde askerlik görevini yaparken, Şam'da bir kaç fikir arkadaşıyla 1906 da"Vatan ve Hürriyet" adını verdikleri gizli siyasi bir cemiyet kurmuşlardır. Ancak bu cemiyeti asıl Makedonya da faaliyete geçirmek istediğinden bir ara gizlice Selanik'e gitmiş ve orada arkadaşları ile birlikte bu cemiyetin şubesini kurmuştur. İkinci Meşrutiyetin ilanından evvel(1907) Selanik'te görev alan M. Kemal Atatürk, ailesi ile birlikte bu evde oturmuş, birçok siyasi toplantılar bu evde yapılmıştır.Atatürk, 1907 yılında,  o tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu’nun III. Ordu Karargâhı’nın bulunduğu Selanik’e “Kolağası” rütbesiyle tayin edilmiş, 1910 yılına kadar III. Ordu’ya bağlı olarak, Selanik ve civarında çeşitli görevlerde bulunmuştur. (Atatürk’ün de görev yaptığı III. Ordu Karargâhı Binası, bugün, Osmanlı’dan kalan mimarisi aynen muhafaza edilerek, Yunan III. Kolordu Karargâhı olarak kullanılmaktadır.) Daha sonra Trablusgarp ve Balkan savaşlarının patlak vermesiyle Selanik'ten ayrılan Atatürk'ün bundan sonraki hayatı artık mücadelelerle doludur. Selanik’teki görevinden sonra, ilk olarak İstanbul’da, daha sonra ise Trablusgarp’ta görevlendirilen Atatürk, 1911 yılında Selanik’ten ayrılışından sonra doğduğu Evi ve Şehri bir daha görememiştir.
    Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım da Selanik'te çok kalmamış, Balkan harbinden sonra 1912 yılında birçok Türk aileleri gibi kızı Makbule(Atadan) ile birlikte Selanik'ten bir daha dönmemek üzere göçmüştür. İstanbul'a gelerek Beşiktaş-Akaretlerde bir eve yerleşmiş, Milli Mücadele yıllarında da Ankara'ya gelmiştir. Ancak, Ankara'nın iklimi sağlığı için elverişli olmadığından Zaferden sonra İzmir'e gönderilmiş, 1923 yılında orada vefat etmiştir. 
   Balkan harbinden sonra, Selanik Yumanlıların elinde kalmış o güne kadar Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın oturduğu ev de Lozan antlaşması hükümlerince Yunan Hükümetine intikal etmiştir. Yunan Hükümeti de evi Yunanlı bir aileye satmıştır.

   Cumhuriyet'in Onuncu yıl dönümü (29 Ekim 1933) dolayısıyla, Selanik Belediyesi, Türk-Yunan dostluğu ve Balkan Konferansının bir hatırası olarak, Atatürk'ün doğduğu evin çift kanatlı kapısının sağ köşesine mermer bir plaka yerleştirmiştir. Plakanın üzerinde Türkçe, Yunanca ve Fransızca olarak şu ibare yazılıdır;
(Türk Milletinin Büyük Müceddidi ve Balkan ittihadının Müzahiri GAZİ MUSTAFA-KEMAL burada dünyaya gelmiştir. İş bu levha Türkiye Cumhuriyetinin onuncu yıldönümü münasebetiyle konulmuştur. Selanik, 29 Ekim 1933)
       Türkiye'nin Atina Elçisi ve elçilik mensupları Makedonya Genel Valisi, Selanik Belediye Başkanı ve Yunan ileri gelenlerinin katılmasıyla bir tören yapılmış, plaka bu törende yerine konmuştur. Selanik Belediyesi , daha sonra evin, Yunanlı sahibinden satın alarak Atatürk'e hediye edilmesini de kararlaştırmış ev ancak 19 Şubat 1937 de boşaltılabilmiş ve anahtarları Selanik Konsolosluğumuza teslim edilmiştir.
   Bu olaydan sonra, Atatürk Evi, Selanik'teki Türk Konsolosluğu'nun bakımına verilmiş ve evin zemin katında sonradan açılan dükkanlar kaldırılarak eski şekline getirilmiş, sonradan sarıya boyanan ev yine pembe renkle, boyanmış, çatısı aktarılarak onarılmıştır. 1950 yılında daha geniş çapta büyük onarım gören Atatürk Evi'nin (Atatürk Müzesi) olarak tanzimi düşünülmüştür.


     Atatürk Evi'nin tanzim ve teşhiri konusunda fikirlerini almak üzere milli Eğitim Bakanlığınca bazı kişilere baş vurulmuş gerekli eşya İstanbul Dolmabahçe ve Topkapı Saraylarından seçilerek Selanik'e gönderilmiştir.1912 yılında, Balkan Harbi’nin ağır koşullarında Evlerini terk etmek zorunda kalan Zübeyde Hanım ve Makbule Hanım’ın, Selanik’ten ayrılırken sadece kişisel eşyalarını yanlarında götürebilmeleri nedeniyle, Ev’in Atatürk ve ailesi tarafından kullanılan orijinal eşyalarına ulaşılması mümkün olamamıştır.
     Türkiye’deki Müzelerden getirilen eşyalar, Atatürk ile ailesi tarafından kullanıldığı yıllardaki dekorasyonuna uygun olarak ülkemizde hazırlanan perde, örtü, kilim vb. ile Batı Trakya’daki soydaşlarımız ve Selanik’e İstanbul’dan göç ederek yerleşen vatandaşlarımızın katkılarıyla döşenen Ev, Atatürk’ün aziz naaşının Anıtkabire nakledilmesiyle eşzamanlı olarak 10 Kasım 1953 tarihinde  ziyarete açılmıştır.
    Bugün Müze olarak ziyarete açık bulunan Selanik'teki Atatürk Evi, Selanik Başkonsolosluğumuzun da bulunduğu etrafı duvar parmaklıklarla çevrili bir bahçenin ana caddeye bakan köşesi üzerindedir. Ev üzeri tuğla çatılı, çıkartmalı, eski Türk evleri tipinde ve zemini ile birlikte üç katlıdır. Zemin kat üzerindeki birinci ve ikinci katlar dikdörtgen şeklinde kafesli pencerelerden ışık almaktadır.
    Zemin Kat: Kapıdan tuğla döşemeli bir hole girilir. Sağdaki birinci oda, kiler, ikincisi mutfaktır. Kilerde mutfak eşyaları (Bakır kaplar, toprak testiler, çömlekler, balta, havan ve küpler, sandıklar) teşhir edilmektedir. Mutfakta dolap ve raflar vardır. Soldaki birinci oda (Hizmetçi odası), ikinci oda (Merdivenli Sofa) dır. Buradan birinci kata çıkılır.
     Birinci Kat: Buraya bahçedeki çıkartma taş merdivenle girildiği gibi zemin kattaki merdivenli Sofadan da girilmektedir. Girişte ahşap tavanlı geniş sofa vardır. Sofanın bahçeye bakan atlas perdeli üç penceresi önünde yastık ve işlemeli yaygılarla döşenmiş bir sediri bulunmaktadır. Sofanın orasında yuvarlak ahşap bir masa durmaktadır. Sofanın bahçe girişinde, sağda (Misafir odası) ve bu odadan geçilen küçük bir (Sandık odası) bulunmaktadır. Misafir odası, kadife koltuk ve kanepeler, atlas perde, aynalı komodin, bakır mangal ve sehpalarla döşenmiştir. Duvarda ibrişim işleme bir yazı levhası, bir duvar saati asılıdır.

Soldaki birinci küçük oda (mutfak) tır. Burada ocaklar ve çeşitli mutfak eşyaları yer almaktadır. İkinci oda Yatak odasıdır. Odanın bir köşesinde , çift kişilik demir bir karyola bulunmaktadır. Yatağın baş uçundaki duvarda, gümüş kılaptanlı, kırmızı atlas cüz kasesi içerisinde bir Kur'an-ı Kerim ve bir levha asılı, Levhada Fetih Süresinin ilk ayeti olan (inna fetehnaleke fethan mübina) yazılı. Karyolanın önünde pirinç bir mangal, caddeye, bakan atlas perdeli pencereler boyunca da döşenmiş bir sedir bulunmaktadır.

 




 İkinci Kat: Birinci katın sandık odası bitişiğindeki merdivenli sofadan ikinci kata çıkılır. Buradaki sedirli sofa da birinci kat sofasının aynı olup yalnız daha küçüktür. Girişte sağdaki alçı işleme tavanlı oda (çalışma odası) olarak yarılmıştır. Atatürk'ün doğduğu bu odada, Atatürk'ün tunç bir büstü ile, bir yazı masası, pirinç mangal, koltuklar yer almaktadır. Duvarlarda Atatürk'le ilgili levha ve tabaklar asılıdır. Sağdaki (Yatak odası) Atatürk Müzesi haline getirilmiştir. Vitrinlerde Atatürk'ün kullandığı elbiseler ve şahsi eşyaları görülür. Atatürk'ün hayatına ait fotoğraflarla, okul çağlarına ait belgeler sıralanmış, bir de küçük Atatürk kitaplığı kurulmuştur. Yatak odasının bitişiğinde tahta parmaklıklı bir teras mevcuttur. 

Selanik'teki Atatürk Evi'nin son onarımı, düzenleme ve sergilemesi 1981 yılında yapılmıştır.




                                          Osmanlı hakimiyeti dönemindeki adresi: “Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahane Caddesi veya Numan Paşa Caddesi olan Ev’in bugünkü adresi: “Agiou Dimitriou Caddesi, Apostolou Pavlou Sokağı No:17” dir.
Atatürk Evi Müzesi’nin ve bahçesinin bakımı, onarım işlemlerinin yürütülmesi, güvenliğinin sağlanması ve ziyaretçilerin gezdirilmesi Başkonsolosluğumuzun sorumluluğundadır. 
Müze, resmi tatiller dahil, haftanın yedi günü, saat : 10.00 ila 17.00 arasında ücretsiz olarak gezilebilmektedir.
Yerli ve yabancı tüm ziyaretçilere açık Atatürk Evi Müzesi’ni yılda ortalama 20.000 kişi gezmektedir.

 Not: Atatürk'ün evi başkonsolosluğumuz bahçesinde bulunmakta ve ziyaretçiler konsolosluk  girişinden içeri alınmaktadırlar. Apostolou Pavlou sokağı üzerindeki evin ana giriş kapısından giriş yapılmamaktadır.Adres sormanız gerektiğinde konsolosluk adresi olan "Agiou Dimitriou 150"  verebilir yada Türk konsolosluğu olarak sorabilirsiniz. Atatürk'ün evi olarak çoğu kişi bilemeyebilmektedir ve yardımcı olamayabilirler.
   

NOT : ATATÜRK'ÜN EVİ 18 HAZİRAN 2012 - 10 KASIM 2012 TARİHLERİ ARASINDA TADİLAT VE BAKIM ÇALIŞMALARI SEBEBİYLE KAPALI OLACAKTIR. BU TARİHLER ARASINDA İÇERİYE ZİYARETÇİ ALINMAMAKTA FAKAT DIŞARIDAN FOTOĞRAF ÇEKİLEBİLMEKTEDİR.