selanik osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selanik osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2013 Salı

Yeni Camii

YENİ CAMİ

  



   Selanik'teki en ilginç yapılardan birisi şüphesiz Yeni Cami'dir. Bu cami hem ilk hem son olmak gibi bir özelliğe sahiptir.Selanik'te yapılan son cami ve Dönmeler(Sebataycılar)  tarafında yaptırılan ilk camidir.

   Osmanlı döneminin son eserlerinden biri olan Yeni Cami Müslümanlığı seçen Yahudiler tarafından 1902 yılında İtalyan mimar Vitaliano Poselli’ye yaptırılmıştır. 

     1925-1963 yılları arasında Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan yapının bahçesinde mezar taşları ve mozoleler bulunmaktadır.  Yunanistan Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiştir. 1986 yılından bu yana sergiler ve diğer kültürel etkinlikler için kullanılmaktadır. Selanik 1997 Avrupa Kültür Başkenti mekanları arasında yer almıştır.



      Minaresi yıkılmış haliyle ilk bakışta camiden çok havrayı hatırlatmaktadır, ön cephedeki saat kuleside oldukça dikkat çekicidir.

    1902 yılında yapılan caminin karşısında bir zamanlar Müşir Mehmet Hayri Paşa'nın konağı varmış. Zaten cami de paşanın yardım ve himayeleriyle yapılmıştır. Semt, zengin Dönmeler'in yaşadığı Hamidiye Mahallesi'nde olduğu için olacak Hamidiye Camii Şerifi olarak adlandırılmıştır. Ama yaygın olarak Yeni Cami veya Dönme Camisi olarak bilinmektedir.
 

       Vasilis Olgas Caddesi üzerinde,caddeyi paralel kesen Arxaiologikou Mouseiou (Arkeolojiko Müzeo) caddesi 30 numaradadır.
 


15 Nisan 2012 Pazar

Bezesten

Bezesten

    Bezesten, Selanik merkezi pazarının bulunduğu Benizelous ve Solomou caddelerinin kesiştiği noktalarının köşesinde Selanik’in merkezinde bulunmaktadır. Selanikte kalan en önemli Osmanlı yapılarındandır. Bezesten şu anlama gelmektedir: «Kumaşların yada bezlerin pazarı», bu nedenle bölgede bulunan yapılar genellikle pahalı ve çok lüks kumaşların satıldığı bir ticaret merkeziydi. Ayrıca ipek kumaşlarının ve diğer eşyaların ticaretinin yapıldığı bir bölgeydi. Ayrıca bu bölgede malların kalite kontrolu yapılıyor ve paraların karşılıklı eşit değerleri saptanıyordu. 
   
     Bezestenin 15. yüzyılda inşa edilmiş yani Osmanlının klasik çağ mimarilerindendir.Bazılarına göre Sultan ikinci Mehmet tarafından 1455-1459 yıllarında yapılmış; bazılarına göre ise ikinci Beyazıt tarafından 15. yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. 1978 Selanik depreminden sonra kubbe kısmında yapılan restorasyon çalışmaları esnasında Türkçe, Yunanca, Fransızca ve Slavca dillerinde yazılı oymalara rastlanmıştır. Bu da bizlere şunu göstermekte yani o dönemde bölgede yapılan kapalı çarşının inşasında bir çok inşaat ustalarının çalışmıştır. Günümüzde sergi salonu olarak kullanılmaktadır.
      
     Bir dikdörtgen yapı olup dört giriş kapısına sahiptir yani yapının her köşesinde bir giriş kapısı mevcuttur. Yapının üzeri kurşundan yapılmış iki sıralı şekilde kubbelerle kaplıdır. Binanın iç kısmında altmış dokuz küçük boyda dükkan ve dış kısmında tahtadan yapıldığı tahmin edilen kırk dört dükkan mevcuttu. Şu anda binanın çevresinde bulunan dükkanlar 20. yüzyılın eklemeleri olup 1917 Selanik yangından sonra yapılmış yapılardır.

Aya Sofya Kilisesi(Agia Sofia Kilisesi)

Aya Sofya Kilisesi (Agia Sofia Kilisesi)

      Aya Sofya (Azize Sofya) kilisesi Selanik’in merkezinde, Aya Sofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. 5. yüzyılda, 620 – 630 yılları esnasında bir depremde yıkılan büyük bir eski bizans bazilikasının yerine inşaa edilmiştir. Tapınakla ilgili en eski yazılı belge 8. yüzyılın sonlarına aittir fakat arkeolojik buluntular tapınağın inşaasının bir yüzyıl öncesinde gerçekleştiğini göstermektedir. 8. yüzyıldan 16. yüzyılın başına kadar Aya Sofya Selanik’in “Büyük Kilisesi”idi, yani katedraliydi. 
    
    Venediklilerin egemenliği esnasında (1204 – 1224) kilise geçici olarak katolik katedraline dönüştürüldü, 1523 yılında ise müslümanların merkez camisi oldu. Selanik  Yunanistan'a geçene 1912 yılına kadar cami olarak kaldı fakat bu tarihten itibaren hristiyan alemine iade edildi. Tapınak 1890 yılında bir yangından büyük zararlar gördü fakat  birkaç yıl sonra onarımı yapıldı. 1988 yılında, tapınağın, UNESCO kültür mirasları listesinde yer aldığı açıklandı.

    Aya Sofya kilisesi mimari açıdan bir geçiş dönemine aittir. Haç şeklinde tapınağın kubbesi ve tapınağın ana kısmının çevresini saran peristoo ile bu kategorideki dini yapıların en önemlisi olmasıyla beraber günümüzde hala bütünü korunmuş şekilde bulunmaktadır.  Dışarıdan ağır küp şeklinde bir bina olan tapınağın kuzey batı tarafından yükselen bir kule bulunmaktadır. Bu kule, Osmanlı egemenliği yıllarında, kilise cami olarak kullanıldığı zamanlar minareymiş. İçinden bakılınca, ayin için ayrılmış üç bölümlü kısım doğu tarafında ve merkezinde iki küçük kemeraltına ayrılan bir büyük kemer ile kare şeklinde bir binadır. Tam ortada bir haç şekli oluşur, her bir kenarda kendilerinden daha küçük kemerlerin ve dairesel üçgenlerin desteğiyle kubbeyi ayakta tutan dört devasa sütun bulunur.

     Aya Sofya tapınağının farklı zamanlarda yapılan resim süslemeleri ise ayrı bir ilgi çekmektedir. Kilisenin duvarlarında 11. yüzyıla ait birkaç  duvar yazıtlarında aziz rahipler ve Selanik rahipleri resimlenmektedir.

Kamara (Galerius Kemeri)

Kamara (Galerius Kemeri)

     Selanik’in en çok bilinen ve birçok yerli ve yabancının buluşma noktası olan Kamara; Dimitriou Gounari ve Egnatia yollarının kesiştiği noktada bulunmaktadır. M.S. 3. yüzyılın sonunda ve 4.yüzyılın başında, Roma İmparatorluğunun dört büyük liderinden biri olan ve Balkan Yarımadasının Yöneticisi olan ve 299 yılında Selanik’i bu bölgenin başkenti yapan, Sezar Galerious’u onurlandırmak için yapılmıştır bu kemer.
 
     Kamara’nın ilk hali çatı olan dikdörtgen bir binaydı. Birbirine paralel ve aralarında mesafe 9m olan iki duvardan oluşuyordu ( 37m boyu ve 3.8m eni). Her bir duvarın üç tane kemerli geçidi vardı: ortada bir büyük (9.7m genişliği ve 12.5m yüksekliği) ve yanlarda iki küçük (4.85m genişliği ve 6.5m yüksekliği). Böylece her duvardan pasajlar oluşuyordu. Bunlardan ortadakiler ana pasajlar, yandakiler ise ikinci pasajlardı. Kamara, antik çağda tek başına bağımsız bir bina değildi, bu Roma İmparatorluğu şehrinin güney doğu tarafında ki büyük Galerious sarayının bir parçasıydı. Mimarı olarak tasarlanma şekline bakarsak iki önemli yolun geçtiği noktada bulunuyordu ve buralarda pasajları vardı. Selanik’in içinden; başından sonuna yatay şekilde geçen ve en önemli yollardan birisi olan via Regia’nın ve kral dairesini Rotonda ile bağlayan şehrin içinden dikey şekilde geçen bir yolla.

   Günümüzde Kamara’nın bir bölümü hala yıkılmamıştır. İki paralel duvardan birisi tamamen yok olmuş, batı duvarının ise üçte ikisi hala ayaktadır (yan taraf duvarlarından kuzey ve ortadaki), pasajlardan ise dört taneden üç tanesi hala yerindedir (iki ana pasaj ve ikinci pasajlardan bir tanesi). Duvarlarda; günümüze kalan yok olmadan gelmeyi başarmış mermer oyma yazıtlar vardır. Bunların çoğu 297’de Galerious’un Perslere karşı kazandığı zaferleri anlatmaktadır. Bu resimler geç antik çağ örneklerindendir, ardı ardına hikayeler, gösterirler, şekil ve hikayelerde yoğunluk vardır. 

Rotonda

Rotonda


        Dimitriou Gounari ve Filippou sokaklarının kesiştiği noktadadır.Atatürk'ün evinin aşağı caddesinde aşağı yukarı aynı hizadadır ve Kamara’nın yüz metre üst tarafında ve onunla aynı eksende Selanik’in en eski ve gösterişli yapılarından birisidir Rotonda. Bu yapı ismini dairesel şeklinden alır. Bu yuvarlak binanın iç çapı 24.5 metre ve boyu 29.8 metredir. Tavanında, dıştan konik şekilde çatıyla kaplanmış,  büyük bir yarı dairesel kubbesi vardır. Tapınağın içinde, silindir duvarın temelinde kemerlerle örtülü dört büyük kubbe ve küçük tapınakları andıran sekiz küçük kubbe vardır.
       
     Rotondanın inşaası M.S. 300 yılı civarında Roma İmparatorluğunun dört büyük liderinden biri ve Balkanlardaki lideri olan ve 3. yüzyılın sonunda yerleşim yeri olarak Selanik’i seçmiş olan Sezar Galerious tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu binanın kullanımı ile ilgili iki fikir ileri sürülmüştür. Birinci fikre göre, Rotonda Galerious’un mezarlığı olması için inşaa edilmiştir fakat Sezar Selanik'ten uzakta ölmüş ve toprağa verilmiştir. Daha yaygın olan ikinci fikre göre ise, bina dini inanca hizmet etmesi için yapılmıştır ve Kaviros’lara veya Zeus’a adanmıştır. 

     Şüphesiz bu bina Roma İmparatorluğunun şehirdeki sarayının güney doğu kısmındaki önemli parçalarından birisidir.
Eski hristiyanlık döneminde, büyük Theodosios’un yıllarında (379-395), hristiyan kilisesine dönüştürülmüş ve Asomatos’lara veya Baş Meleklere adanmıştır. Yeni dinin ihtiyaçlarına uygun hale gelmesi için gerekli ilaveler yapılmıştır. Doğu kısmına ayin için yeni bir dikdörtgen ek , batı kısmına yeni bir giriş ve güney kısmına iki küçük kilise yapılmıştır. Bina parlak sanat eserleri ve yüksek kalitede mozaiklerle süslenmiştir. Bu mozaikler Doğu’nun en eski duvar mozaikleri ve Selanik’in en önemli sanat eserlerindendir.

   1523 yılından 1591 yılına kadar Rotonda Selanik’in katedraliydi. 1591 yılında Osmanlının şehri almasında sonra müslüman camisine dönüştürüldü. Camiinin izleri kaldı. Bunlardan en karakteristik olanı, batı tarafına yapılmış olan ve hala var olmaya devam eden minaredir. 

   1912’de Selanik’in Yunanistan'a geçmesinden sonra bu yapı tekrar hristiyan inancına açıldı. 1917’de Eleutherious Venizelous’un kararnamesi ile “Makedon Müzesi” oldu. O zamandan sonra Rotonda müze ve galeri olarak kullanıldı. 1978 yılında şehre büyük zararlar veren depremde Rotonda da hasar gördü ve o tarihten sonra onarımı başladı. Rotonda, Ayos Georgios adıyla da tanınıyor. Bu adı, bahçesinin batı girişinin karşısında bulunan Ayos Georgios adındaki kiliseden almıştır. 


11 Nisan 2012 Çarşamba

Hamza Bey Camii


HAMZA BEY CAMİİ


      Hamza Bey Camii, 1430 yılında Selanik’in fethinde görev alan Evrenosoğlu İsa Bey’in kızı Hafsa Hatun tarafından 1468 yılında yaptırılmış olup, camiye, Selanik’i fetheden ve 1460 yılında vefat eden Anadolu beylerbeyi Hamza Bey’in ismi verilmiştir. Selanik’te inşa edilen ilk cami olan Hamza Bey Camii, 1392 yılında genişletilmiş, ancak daha sonraki dönemlerde meydana gelen deprem ve yangınlarda hasar gördüğü için, 1620 yılında yeniden yapılmıştır. 
      Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, Bedestana yakın olmakla gece gündüz cemaatinin bol olduğunu söylediği bu kurşun kubbeli cami-i latifin kitabesini de vermektedir. Gerçekten bugün ayakta duran, ana kubbe altı mağaza olarak kullanılan Hamza Bey Camii, Selanik Bedestanının tam karşı tarafındadır. Bu zarif Türk eseri, 1917 yılındaki büyük yangında hasar görmüş, sonradan kısmen onarılmıştır.

        












     Hamza Bey Camiinin kubbe kasnağındaki pencereler, burasının oldukça geç bir dönemde onarım gördüğüne delildir. Vaktiyle Selanik hakkında araştırmalar yapan Tafralı, değişik başlıklara sahip birtakım eski sütunların avlu revaklarında kullanılmış olmasına bakarak, aynı yerde eskiden bir Bizans Kilisesi olduğu kanaatine varmıştır.
Osmanlı mimari tarihinde değerli bir mevkiye sahip olan Hamza Bey Camii, yaşamı boyunca çok dönemler geçirmiş, çok badireler atlatmış, son cemaat yeri sayılan küçük kubbelerin altı Alkazar Sineması adıyla sinema olarak uzun yıllar kullanılmıştır.
       Cami, şehrin ana caddelerinden Egnatia üzerinde bulunmaktadır. Hamza Bey Camii’nin mülkiyeti 1977 yılında Yunan Kızılhaç’ına verilmiştir. 1978 yılında meydana gelen depremde ciddi hasar gören cami onarılmamış, sadece İskelelerle desteklenmiştir.
       Yıllar boyu hiçbir onarım ve yetkililerden hiçbir ilgi görmeyen bu tarihi yapı, son 1988 Selanik depremiyle de sarsılınca daha harap, daha perişan bir duruma düşmüştür. Şimdiki halde arkadan büyük dayaklarla ömrünü sürdürmeye çabalamaktadır.
       Selanik 1997 Avrupa Kültür Başkenti Organizasyonu tarafından caminin restorasyonu için 250 milyon Drahmi ayrılmış olmasına rağmen, “mülkiyet sorunu” sebebiyle onarımı yönünde çok az çalışma yapılmıştır.

      Egnatia caddesi üzerinde Aristotelios meydanından sonraki durak olan Alkazar durağında bulunmaktadır.Durağın hemen arkasında cadde üzerindedir.Yol sormanız gerekirse Alkazar olarak sorabilirsiniz.


















9 Nisan 2012 Pazartesi

Selanik Tarihi

 

Selanik Tarihi :


     Kent M.Ö. 315 yılında Makedonya kralı Cassander tarafından bugünkü Thermi'de kurulmuştur. Makedonya Krallığının özerk bir bölümüydü. Makedonya Krallığı'nın Yıkılmasından sonra, şehir M.Ö. 168 yılında Roma Cumhuriyeti'nin egemenliği altına girmiştir. Egnatia Yolu üzerinde bulunan şehir, ve Asya arası ticarette önemli bir merkez haline gelmiştir. Şehrin Ekonomik önemi 12. yüzyıla kadar devam etmiştir. Şehir 1204 yılında, başkent Konstantinopolis dördüncü haçlı seferi sırasında işgal edilince Bizans'ın elinden çıkmıştır. Selanik ve çevresi kurulan Latin İmparatorluğu'nun en büyük tımar bölgesi durumuna gelmiştir. Şehir 1246 yılında Bizans tarafından tekrar geri alınmıştır.

 Osmanlı dönemi :


     Selanik 1430 tarihinde padişah 2.Murat'ın yönettiği bir Osmanlı ordusu tarafından fethedildi. 15.yüzyıl boyunca kente Anadolu'dan getirilen çok sayıda Türk yerleşti. 1492 yılında Osmanlılar İspanya'dan kovulan Sefarad Yahudilere kapılarını açtıklarında Selanik Yahudilerin yerleşmek için en fazla tercih ettikleri şehir oldu. Selanik 500 yıla yakın bir süre boyunca bir Osmanlı şehri olarak kaldı. Çeşit çeşit Hristiyan, Yahudi ve Müslüman toplumların hep birlikte uyum içinde yaşadığı önemli bir kültür ve ekonomi merkezi haline geldi.
Selanik'teki üç ana etnik grup olan Türk, Yunan ve Yahudilerin nüfus değişimleri. (1500-1950)
    17.yüzyılda Sabetay Sevi tarafında başlatılan Sabetayizm hareketi Selanik'teki Yahudiler arasında çok rağbet buldu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selanik'te doğdu.
    2.Abdülhamit devrinde Selanik,Osmanlı Devleti’nin diğer yerlerine kıyasla, birçok bakımdan gelişmeler kaydetti. Bu dönemde şehir Osmanlı Avrupası’nın İstanbul’dan sonra en büyük şehri olup, Avrupa’nın büyük şehirleriyle rekabet edebilecek gelişmeler göstermekteydi. 1880’lerden itibaren ise zengin Yahudi ve Rumların villalarından oluşan bakımlı bir şehir doğmaya ve doğuya doğru genişlemeye başladı.


         Jöntürk hareketi büyük ölçüde Selanik'te gelişti. Osmanlı padişahı 2.Abdülhamit tahttan indirildikten sonra 1909 yılında Selanik'e sürgüne gönderildi. Fakat Selanik 3 yıl sonra Balkan Savaşları sırasında Yunanlıların eline geçince İstanbul'a geri gönderilmek zorunda kaldı.
Osmanlı Devleti'nin İstanbul'dan sonra 2. büyük kenti olan Selanik, Balkan Savaşları sırasında, 9 Kasım 1912'de merkezden destek alamayan ve panik içinde dağılan Osmanlı Ordusu'nun direnişinin mümkün olmayacağını düşünen garnizon komutanı Tahsin Paşa Yunan Ordusu'na hiç bir direniş göstermeden şehri teslim etmiştir. Şehirde bulunan 25.000 kişilik Osmanlı Ordusu'nun direniş göstermeden teslim olması halkta büyük bir şaşkınlık ve panik ortaya çıkarmış ve binlerce Müslüman Osmanlı vatandaşı Yunanlılar tarafından katledilmiştir.
1800'lü yılların sonları ve 1900'lü yılların başlarında Selanik şehrinin etnik yapısı:
Yıl Toplam nüfus Yahudiler Türkler Yunanlılar Bulgarlar Romanlar Diğer gruplar
1890
118.000
55.000
26.000
16.000
10.000
2.500
8.500
1913
157.889
61.439
45.889
39.956
6.263
2.721
1.621
Selanik 1916



Yunanistan dönemi :

      09 kasım 1912'de Balkan Savaşları sonunda 25.000 kişilik Osmanlı Ordusunun direniş göstermeksizin teslim olması neticesinde şehir Yunanistan yönetimine geçti. Osmanlı orduları, şehri Yunan çetelerine savaşmadan, ancak şehirdeki Türklerin can güvenliğinin sağlanması ve Tütün Reji imtiyazının devamı koşuluyla bıraktılar. Osmanlı Ordusu'nun Selanik'te bulunan kuvvetleri de silahlarını Yunan çetelerine teslim ettiler. Ancak Yunan çeteleri şehri teslim aldıkları günün gecesi kentte yaşayan pekçok Türkü, aralarında Osmanlı askerleri de bulunmak üzere katletmişlerdir. Şehrin simgesi olan Osmanlıların inşa ettiği Beyaz Kule sembolik bir vaftiz işleminden geçerek beyaza boyandı. O günden beri Beyaz Kule adıyla anılan bu yapının beyaz boyaları zamanla aşınıma uğradı ve eski rengini tekrar kazandı.

     1917 yılında çıkan büyük bir yangın şehrin Türk bölgesini neredeyse tamamen yok etti. 1924 nüfus mübadelesi sonunda şehirde geride kalan bütün Türkler Türkiye'ye göç etmek zorunda bırakıldı ve Anadolu'dan gelen Rum göçmenler giden Türklerin yerini aldı. Kısa bir süre içinde şehrin nüfus yapısı tamamen değişti. Yunanlılar Selanik'te azınlıktayken kısa bir süre içinde ezici bir çoğunluk haline geldiler. Böylece Selanik'in Osmanlı-Türk kültüründe oynadığı rol son bulmuş oldu. Atatürk 10.Yıl Nutku'nda "Keşke Selanik'i de misak-ı milli sınırları içerisine alabilseydik" diyerek kentin Türkler için önemini vurgulamıştır.

Selanik'te Osmanlı döneminden kalma bir sokak

     Kısa bir süre içinde camilerin minareleri yıkıldı. Bazı cami ve sinagoglar kiliseye çevrildi. Eski Osmanlı evleri bakımsızlıktan yok oldu. Kentin geçmişiyle bağlantısı kesilerek bir Avrupa şehri haline getirildi.
      2.Dünya Savaşında neredeyse tüm Sefarad Yahudi cemaati (50.000 kişi) Alman Nazi işgalcileri tarafından Nazi toplama kamplarına yollanıp öldürüldü. Böylece Osmanlıdan kalma son eski ve köklü bir cemaat yok edilmiş oldu.

Altın kapı (Vardar cad., 1867)

  Bahçe Çiftlik (1909)

Alattini Köşkü (Sürgün edilen 2.Abdülhamit'in kaldığı köşk)


 Atatürk'ün doğduğu ev